Bültene Kaydol

Gelişmelerden haberdar ol

Norveç, karbonu deniz altına depolamada liderliğe koşuyor

Yazar: Eda GEDİKOĞLU

19 Mar 2025

Norveç, ‘Northern Lights’ projesiyle CO2’yi Kuzey Denizi altına depoluyor. İlk gemi Northern Pioneer teslim alındı, CCS teknolojisinde liderliğe göz dikti.

Norveç, küresel ısınma ve iklim değişikliğiyle mücadelede ses getiren bir adım atarak 30 milyar dolarlık ‘Northern Lights’ adlı karbon yakalama ve depolama projesinin ilk gemisini teslim aldı. ‘Northern Pioneer’ adı verilen ve sıvılaştırılmış karbondioksit (CO2) taşıma kapasitesine sahip gemi, ülkede bu alanda geliştirilen dört gemiden ilki olma özelliğini taşıyor. Proje kapsamında toplanan karbondioksit, Kuzey Denizi’nin yaklaşık 1,6 kilometre altındaki tuzlu su akiferlerine pompalanarak kalıcı şekilde depolanacak. Böylece sera gazı emisyonları önemli ölçüde azaltılmayı hedefleyen Norveç, endüstriyel tesislerden salınan CO2’yi yeraltına hapsederek küresel ısınmayı yavaşlatmak üzere önemli bir adım daha atmış oluyor.

Karbon Yakalama ve Depolamanın (CCS) Amacı

Karbon yakalama ve depolama (CCS), fosil yakıtlara bağlı enerji tesislerinin ve ağır sanayi kuruluşlarının saldığı karbondioksitin atmosfere karışmadan önce ayrıştırılıp güvenli bir şekilde yeraltı ya da deniz tabanı altına enjekte edilmesi anlamına geliyor. Bu teknolojinin temel amacı, sera gazlarını azaltarak küresel sıcaklık artışını 1,5 dereceyle sınırlamayı hedefleyen uluslararası mutabakata katkı sağlamak. Norveç, bu alanda yıllardır yaptığı yatırımlar sayesinde Avrupa’daki öncü ülkelerden biri konumunda. Özellikle devlet destekli ‘Longship’ girişimi, ağır sanayiden kaynaklanan emisyonlarla mücadelede kapsamlı bir yol haritası sunuyor.

Northern Lights Projesi ve İlk Gemi

Northern Lights projesi, Equinor, Shell ve TotalEnergies gibi büyük enerji şirketlerinin ortaklığıyla yürütülüyor. Projenin amacı, başta çimento, atık yakma, gübre ve çelik gibi yüksek emisyonlu sektörlerden yıllık milyonlarca ton CO2’yi toplayıp sıvılaştırarak gemilerle Bergen açıklarındaki bir depolama tesisine taşımak. İlk teslim edilen gemi Northern Pioneer, tek seferde 8 bin ton sıvılaştırılmış karbondioksit taşıma kapasitesine sahip. Bu kapasite, projenin ilk aşamasında hedeflenen 1,5 milyon tonluk yıllık depolama miktarı için kritik öneme sahip.

Deniz Tabanı Altındaki Depolama Nasıl İşliyor?

CO2, gemiler vasıtasıyla kıyı tesisine ulaştıktan sonra deniz tabanının altında bulunan tuzlu su katmanlarına enjekte ediliyor. Yaklaşık 1,6 kilometre derinlikteki bu katmanlar, su doygunluğuna sahip gözenekli kaya yapısından oluşuyor. Bilimsel çalışmalara göre, CO2 bu katmanlarda fiziksel ve kimyasal süreçlerle uzun vadede hapsolabiliyor. Bu yöntem, 1996 yılından beri Norveç tarafından Kuzey Denizi’nde farklı sahalarda test edildi ve yüksek güvenlikli bir depolama alanı olduğu kanıtlandı. Uzmanlar, jeolojik riskleri en aza indirmek için düzenli izlemenin ve yeni sondaj teknolojilerinin geliştirildiğini belirtiyor.

Avrupa’da CCS Yarışı ve Yeni Projeler

İklim kriziyle mücadelede Avrupa ülkeleri, karbon depolama altyapısını geliştirmeye büyük önem veriyor. Hollanda, İzlanda, İtalya, Fransa ve Birleşik Krallık gibi ülkeler de önümüzdeki beş yıl içerisinde benzer tesisleri devreye almaya hazırlanıyor.

•    Hollanda’daki Parthos Projesi, 2026’da yılda 2,5 milyon ton CO2’yi depolamayı amaçlıyor.

•    İzlanda’daki Coda Terminal Projesi, 3 milyon ton depolama kapasitesiyle volkanik arazinin sunduğu jeolojik avantajı kullanacak.

•    İtalya, Ravenna Projesi ile 4 milyon tonluk karbon depolama hedefliyor.

•    Fransa’da Dunkirk D’Artagnan Projesi, ağır sanayiden kaynaklanan 2 milyon ton CO2’yi yakalayacak.

•    Birleşik Krallık’ın Humber Zero Projesi ise 2027’de 8 milyon ton karbon depolamayı planlıyor.

Bu projeler, Avrupa’nın 2050 yılına kadar net sıfır emisyon hedefi doğrultusunda atılan en somut adımlar arasında gösteriliyor. Almanya ise çimento, çelik ve kimya sektörlerinin yoğun emisyonlarını azaltmak için bu teknolojiye giderek daha fazla ilgi gösteriyor.

Türkiye’de İlgi ve Olası Fırsatlar

Türkiye de Paris Anlaşması’nı onaylayarak iklim dostu politikalara uyum sürecinde adımlar atıyor. Özellikle demir-çelik, çimento ve enerji sektörlerinde karbon yoğunluğunun yüksek olduğu biliniyor. Uzmanlar, Türkiye’de karbon yakalama ve depolama teknolojilerinin henüz yaygın kullanılmadığına, ancak potansiyelin büyük olduğuna dikkat çekiyor. Marmara ve Ege Bölgeleri’ndeki yoğun sanayi tesisleri düşünüldüğünde, bu gibi projelerin devreye alınmasının Türkiye’nin sera gazı emisyonlarını azaltma hedefleriyle örtüştüğü vurgulanıyor. Ayrıca Karadeniz ve Akdeniz kıyılarında bulunan potansiyel jeolojik depolama sahalarının ilerleyen dönemde araştırılarak CCS altyapısının geliştirilebileceği belirtiliyor.

Teknolojinin Maliyeti ve Gelecek Perspektifi

CCS teknolojisi, yüksek yatırım ve işletme maliyetleri gerektirmesi nedeniyle hala tartışmalı bir konu. Bu teknolojinin uzun vadede ne ölçüde özel sektör tarafından destekleneceği de belirsizliğini koruyor. Ancak Norveç, devlet desteğiyle başlattığı Longship girişimi üzerinden böylesi büyük bir projeyi hayata geçirerek bu alandaki global liderlik iddiasını perçinlemiş durumda. Almanya’da Ekonomi ve İklim Koruma Bakanı Robert Habeck’in “Karbondioksitin atmosferde olmasındansa, yeryüzünde olmasını tercih ederim” şeklindeki sözleri, CCS’in Avrupa’da ne denli önemli bir çözüm olarak görüldüğünü gösteriyor.

Northern Lights Projesi’nin ilk aşamasında hedef, yılda 1,5 milyon ton CO2’yi yakalayıp bu teknolojiyle saklamak. Zamanla kapasitenin 5 milyon tona çıkarılması ve projenin diğer gemilerle birlikte tam kapasite çalışmaya başlaması hedefleniyor. Norveç, karbon depolama hizmeti konusunda Avrupa’nın başlıca tedarikçisi olmayı ve böylelikle kıtadaki endüstriyel emisyonların düşürülmesinde kritik bir rol oynamayı amaçlıyor. Almanya, İskandinav ülkeleri ve hatta daha uzak ülkelerden de CO2 transferi talebinin artması bekleniyor.

Sonuç ve Beklentiler

Northern Pioneer’ın teslim alınması, karbon yakalama ve depolama teknolojileri için dönüm noktası olarak görülüyor. Pek çok ülkenin teknolojiyi yakından izlediği, kimilerinin de test aşamasında olduğu biliniyor. Norveç’in bu kapsamlı projesi başarılı olduğu takdirde, diğer ülkeler de benzer projelere hız verebilir. Türkiye gibi sanayi yoğunluğu yüksek ülkelerin de CCS teknolojilerine yönelik araştırma ve yatırımlara ağırlık vermesi, küresel iklim hedefleri açısından önem taşıyor. Böylece ilerleyen dönemde, karbon ayak izinin küçülmesi ve yeşil enerjiye geçiş konusunda daha somut adımlar atılması mümkün hale gelecek.

Norveç, hali hazırda yılların tecrübesiyle jeolojik depolama alanında uzmanlaşmış durumda. İlk geminin teslim alınmasının ardından, projenin tam kapasiteye ulaşmasıyla birlikte, Kuzey Denizi altı karbon deposu Avrupa’nın emisyon stratejilerinde kilit bir rol üstlenebilir. 30 milyar dolarlık bu dev yatırımın, kısa vadede ekonomik ve çevresel getirilerinin yanı sıra, uzun vadede fosil yakıtlara bağımlı sanayi kollarının dönüşümüne de önayak olacağı düşünülüyor.


Norveç

Karbon

Deniz Altı