21:15
22 Eylül 2024
Hürmüz’de Mahsur Kalan 1500’den Fazla Gemi Biyolojik İstila Riskini Artırabilir
Yazar: Eda GEDİKOĞLU
26 Aug 2026
Hürmüz Boğazı’nın kapanması nedeniyle Basra Körfezi ve Umman Körfezi’nde uzun süre hareketsiz kalan 1500’den fazla ticari geminin, küresel deniz ekosistemleri açısından yeni bir risk oluşturabileceği belirtiliyor. Araştırmacılara göre gemi gövdelerinde gelişen biyolojik birikim, seferlerin yeniden başlamasıyla istilacı türlerin farklı bölgelere taşınmasına yol açabilir.
Biological Invasions dergisinde yayımlanan bir araştırma, uzun süre hareketsiz kalan gemilerin gövdelerinde mikroorganizmalar, algler ve çeşitli omurgasız canlılardan oluşan biyolojik birikimin (biofouling) hızla gelişebildiğine dikkat çekiyor.
Araştırmaya göre Hürmüz Boğazı’nın 28 Şubat’ta kapanmasının ardından Basra Körfezi ve Umman Körfezi’nde 1500’den fazla büyük ticari gemi uzun süre hareketsiz kaldı. Gemilerin normal operasyonel bekleme sürelerinin ötesinde aynı bölgede kalması, deniz canlılarının su altında kalan yüzeylere yerleşmesi ve farklı bölgelerden taşınan organizmaların aynı gemiler üzerinde bir araya gelmesi açısından uygun koşullar oluşturuyor.
Araştırmacılar, gemilerin yeniden seyre başlamasıyla bu organizmaların farklı limanlara taşınabileceğini ve bazı türlerin uygun çevresel koşullarla karşılaşmaları halinde yeni bölgelerde yerleşebileceğini belirtiyor.
“En kötü durum senaryosu”
Çalışmanın başyazarı, Maryland Üniversitesi’nden Prof. Mario Tamburri, mevcut durumun daha önce yaşanan gemi beklemelerinden farklı olduğunu ve biyolojik istila açısından ciddi bir risk oluşturabileceğini ifade ediyor.
Tamburri’ye göre riskin büyüklüğünde iki temel unsur öne çıkıyor: Hareketsiz kalan gemilerin sayısı ve büyüklüğü ile bekleme süresinin deniz organizmalarının büyüme ve üreme açısından aktif olduğu bahar ve yaz dönemlerine denk gelmesi.
Körfez bölgesindeki birçok deniz canlısının yüksek sıcaklık ve tuzluluk gibi zorlu çevre koşullarına dayanıklı olması da riski artıran unsurlar arasında gösteriliyor. Araştırmacılar, bu dayanıklılığın bazı organizmaların farklı denizlere taşındıklarında yeni çevresel koşullara uyum sağlama ihtimalini artırabileceğine dikkat çekiyor.
Biyolojik birikim 10 gün içinde hızlanabiliyor
Araştırmada gemilerin hareketsiz kalma süresinin, biyolojik birikimin miktarı ve çeşitliliği açısından kritik öneme sahip olduğu belirtiliyor.
Su altında kalan gemi yüzeylerinde biyolojik birikimin yaklaşık 10 gün içinde hızlı büyüme aşamasına geçebildiği, hareketsizliğin 18 ila 30 günü aşması durumunda ise riskin yönetilmesine yönelik önlemlerin değerlendirilmesi gerektiği ifade ediliyor.
Gemiler üretken büyüme ve üreme dönemlerinde ne kadar uzun süre hareketsiz kalırsa, gövdelerinde oluşan biyolojik toplulukların da o ölçüde gelişebileceği belirtiliyor.
Bu durum yalnızca gemilerin yakıt tüketimi ve operasyonel verimliliği açısından değil, deniz ekosistemleri açısından da önem taşıyor. Gemiler yeniden hareket ettiğinde gövdelerine tutunan organizmalar binlerce kilometre uzaklıktaki farklı denizlere taşınabiliyor.
Asya yeşil midyesi istilacı tür riskine örnek
Araştırmacılar, hangi türlerin gemiler aracılığıyla taşınacağını ve bunların yeni bölgelerde kalıcı hale gelip gelmeyeceğini önceden kesin olarak belirlemenin mümkün olmadığına dikkat çekiyor.
Bununla birlikte Asya yeşil midyesi (Perna viridis), gemi taşımacılığıyla bağlantılı biyolojik yayılım riskine dikkat çeken örneklerden biri olarak gösteriliyor.
Türün geçmişte Florida ve Karayipler başta olmak üzere doğal dağılım alanının dışındaki farklı bölgelere ulaştığı biliniyor. Yerleştiği bölgelerde yerli çift kabuklu türlerle rekabet edebilen Asya yeşil midyesi, aynı zamanda enerji santralleri ve tuzdan arındırma tesisleri gibi kıyı altyapılarındaki su sistemlerinde sorunlara yol açabiliyor.
Araştırmaya göre gemi gövdeleri aracılığıyla taşınan organizmalar yalnızca doğal ekosistemleri değil, ekonomik faaliyetleri de etkileyebilir. İstilacı türlerin yanı sıra bazı parazit ve patojenlerin taşınması da ticari açıdan önemli deniz canlıları üzerinde risk oluşturabilir.
İlk uğrak limanları kritik önemde
Araştırmanın dikkat çektiği önemli noktalardan biri de gemilerin Hürmüz Boğazı’ndan ayrıldıktan sonra ilk uğrayacakları limanlar.
Araştırmacılar, uzun süre Körfez bölgesinde bekleyen gemilerin seferlere yeniden başlaması halinde, üzerlerinde gelişen organizmaları farklı coğrafyalara taşıyarak birer “biyolojik istila süper yayıcısı” haline gelebileceği uyarısında bulunuyor.
Cidde, Mumbai, Colombo, Singapur, İskenderiye, Pire, Algeciras ve Rotterdam gibi önemli limanlar, araştırmada potansiyel risk noktaları arasında gösteriliyor.
Bu limanların öne çıkmasında Körfez’den gerçekleştirilen seferlerin görece kısa olması ile sıcaklık ve tuzluluk gibi çevresel koşulların bazı türlerin hayatta kalmasına elverişli olabilmesi etkili oluyor.
Bu nedenle araştırmacılar, Körfez’den ayrılan gemilerin ilk uğrayacakları limanlarda erken uyarı, izleme ve hızlı müdahale sistemlerinin güçlendirilmesini öneriyor.
Uluslararası denizcilikte yeni bir biyogüvenlik sorunu
Prof. Tamburri, uluslararası denizcilik sektörünün uzun süreli ve geniş çaplı gemi beklemelerinin oluşturabileceği biyogüvenlik riskleriyle mücadele konusunda henüz yeterince hazırlıklı olmadığı görüşünde.
Uluslararası Denizcilik Örgütü (IMO) bünyesinde gemilerde biyolojik birikimin yönetimine yönelik çalışmalar yürütülmesine rağmen, uzun süreli ve büyük ölçekli deniz taşımacılığı kesintilerinin yaratabileceği olağanüstü koşulların ayrıca değerlendirilmesi gerektiği belirtiliyor.
Araştırmacılar, gelecekte benzer durumların oluşturabileceği risklerin azaltılması için biyolojik istila bilimi, denizcilik lojistiği, liman yönetimi ve uluslararası düzenlemelerin birlikte ele alınması gerektiğini vurguluyor.
İdeal çözüm: Gemiler hareket etmeden önce temizlik
Araştırmaya göre en etkili önlemlerden biri, uzun süre hareketsiz kalan gemilerin Körfez’den ayrılmadan önce su altında kalan yüzeylerindeki biyolojik birikimin kontrollü şekilde temizlenmesi.
Ancak bölgede çok sayıda gemiye aynı anda hizmet verebilecek temizlik ve bakım kapasitesinin sınırlı olması, uygulamanın önündeki en önemli engellerden biri olarak gösteriliyor.
Ayrıca güvenlik, lojistik ve operasyonel gereklilikler nedeniyle gemilerin seferlere kısa sürede dönmesi gerekebileceğinden, tüm gemilerin hareket öncesinde temizlenmesinin pratikte mümkün olmayabileceği belirtiliyor.
Araştırmacılar bu nedenle yalnızca Körfez’de alınacak önlemlerin değil, gemilerin ulaşacağı limanlardaki izleme ve müdahale sistemlerinin de kritik önem taşıdığına dikkat çekiyor.
IMO Bilançoyu Açıkladı: Hürmüz Boğazı'nda 6 Ayda 68 Olay, 20 Ölü
Hürmüz Boğazı
biyolojik istila
Bültene Kaydol
Gelişmelerden haberdar ol
İlgili İçerikler
Bir Gemi Ne Kadar Yakıt Tüketir? Gemi Yakıt Tüketimini Belirleyen Faktörler
Binlerce ton yük taşıyan bir gemi, tek bir seferde ne kadar yakıt tüketiyor? Bu sorunun tek bir cevabı yok. Gemi tipi ve büyüklüğünden seyir hızına, taşınan yükten hava ve deniz koşullarına kadar birçok değişken yakıt tüketimini doğrudan etkiliyor. Özellikle büyük ticari gemilerde küçük görünen verimlilik kayıpları bile uzun seferlerde önemli miktarda ek yakıt tüketimine dönüşebiliyor.
Yazar: Eda GEDİKOĞLU
26 Aug 2026
IMO Bilançoyu Açıkladı: Hürmüz Boğazı'nda 6 Ayda 68 Olay, 20 Ölü
Uluslararası Denizcilik Örgütü (IMO), İran ile ABD arasındaki 6 aylık savaş sırasında Hürmüz Boğazı yakınlarındaki 68 olayda 20 kişinin hayatını kaybettiğini, 35 kişinin yaralandığını duyurdu.
Yazar: Eda GEDİKOĞLU
25 Aug 2026
EU ETS Denizcilik Sektörünü Nasıl Etkiliyor? Armatörler ve Gemi İşletmecileri İçin Yeni Dönem
Avrupa Birliği Emisyon Ticaret Sistemi'nin (EU ETS) deniz taşımacılığını kapsamasıyla birlikte karbon emisyonları, gemi işletmeciliğinde yalnızca çevresel bir gösterge olmaktan çıktı. Yakıt tüketiminden sefer planlamasına, filo yatırımlarından charter sözleşmelerine kadar birçok ticari karar artık karbon maliyetiyle birlikte değerlendiriliyor. Peki EU ETS denizcilik sektörü için ne anlama geliyor ve armatörler açısından hangi değişiklikleri beraberinde getiriyor?
Yazar: Eda GEDİKOĞLU
24 Aug 2026