“Türk Ticari Yatçılığının Hak Ettiği Pazar Payını Yeniden Kazanması İçin Çalışıyoruz”
Yazar: Eda GEDİKOĞLU
14 Ağu 2026
5. Türkiye Denizcilik Zirvesi kapsamında, Tüm Yat İşletmecileri, Brokerları, Yatırımcıları ve Acenteleri Derneği (TYBA) Başkanı Serhan Cengiz ile bir araya geldik. Ticari yatçılık sektörünün mevcut durumu, Türkiye'nin Akdeniz çanağındaki rekabet gücü, Kabotaj Kanunu'nun sektöre katkıları ve Yat Charter Show'un uluslararası tanıtımdaki rolünü değerlendiren Cengiz, Türk yatçılığının yeniden hak ettiği pazar payına ulaşabilmesi için sektörün ortak vizyonla hareket etmesi gerektiğini vurguladı.

SUMMARY:
As part of the 5th Türkiye Maritime Summit, we sat down with Serhan Cengiz, Chairman of the Yacht Owners, Brokers, Investors and Agencies Association (TYBA). During the interview, Cengiz shared his insights on the current state of Türkiye's yacht charter sector, the country's competitiveness in the Mediterranean market, the significance of the Cabotage Law for the industry, and the international promotional role of the Yacht Charter Show. He emphasized that a shared vision and stronger collaboration across the sector are essential for Türkiye's yachting industry to regain the market share it rightfully deserves.
TYBA, Türkiye yatçılık sektörünün önemli sivil toplum kuruluşlarından biri olarak uzun yıllardır faaliyetlerini sürdürüyor. Öncelikle derneğin kuruluş sürecini, temel faaliyet alanlarını ve bugün sektör içerisinde üstlendiği rolü anlatabilir misiniz? Üye yapınız ve temsil ettiğiniz filo büyüklüğü hakkında da bilgi alabilir miyiz?
Derneğimizin temelleri 2016 yılında atıldı ve 2017 yılında resmi olarak faaliyetlerine başladı. Kurulduğumuz günden bu yana yat işletmeciliği, charter faaliyetleri ve yat turizmine odaklanan bir sivil toplum kuruluşu olarak çalışmalarımızı sürdürüyoruz.
Temel hedefimiz; Türk yatçılığının Akdeniz havzasındaki rekabet gücünü artırmak ve uluslararası pazardaki konumunu güçlendirmek, filomuzun büyümesini desteklemek, hizmet kalitesini yükseltmek, eğitim faaliyetlerini geliştirmek ve uluslararası pazardaki payımızı artırmaktır. "Yatçıyı en iyi yatçılar anlar" anlayışıyla yola çıktık. Çünkü ticari yatçılık, kendine özgü dinamikleri bulunan oldukça uzmanlaşmış bir sektördür.
Derneğimize üye olabilmek için firmaların Deniz Ticaret Odası üyesi olması ve en az iki yıllık sektörel deneyime sahip bulunması gerekiyor. Bugün yaklaşık 110 kurumsal üyemiz bulunuyor ve üyelerimizin yönettiği yaklaşık 800 ticari teknelik filoyu temsil ediyoruz. Bu büyüklük, Türkiye'nin charter ve yat işletmeciliği ekosistemi açısından önemli bir temsil gücüne işaret ediyor.
Ancak son yıllarda Akdeniz çanağındaki pazar payımızda ciddi bir gerileme yaşandı. Bugün Yunanistan ticari yatçılık pazarının yaklaşık yüzde 30-35'ine, Hırvatistan ise yüzde 20-25'ine sahipken, Türkiye'nin payı yüzde 5-7 seviyelerine gerilemiş durumda. Biz de bu tabloyu tersine çevirebilmek için yoğun çalışmalar yürütüyoruz.
“Yat Charter Show ile Türkiye'nin Charter Filosunu Uluslararası Pazara Taşıyoruz”
Akdeniz havzasındaki yat turizmi ve charter pazarında rekabet her geçen yıl daha da artıyor. TYBA tarafından düzenlenen Yat Charter Show'un Türkiye'nin uluslararası tanıtımına ve sektörün küresel rekabet gücüne sağladığı katkıları nasıl değerlendiriyorsunuz? Organizasyonun yabancı brokerlar, acenteler ve uluslararası iş birlikleri açısından sektöre kazandırdığı değerler nelerdir?
En önemli organizasyonlarımızdan biri Yat Charter Show'dur. Bu yıl yedincisini gerçekleştirdiğimiz organizasyonumuz, önümüzdeki yıl sekizinci kez düzenlenecek. Beş gün süren bu uluslararası B2B etkinlikte Türkiye'nin ticari yat filosundan motor yatlar, yelkenliler ve guletler olmak üzere yaklaşık 60-70 seçkin tekneyi uluslararası broker ve acentelerin beğenisine sunuyoruz. Teknelerimizi ve profesyonel mürettebatımızı yeni sezona hazır şekilde tanıtıyoruz.
Etkinlik kapsamında şeflerimizin katıldığı gastronomi yarışmaları gibi çeşitli organizasyonlar da düzenliyoruz. Böylece yabancı brokerların ülkelerine döndüklerinde Türkiye'deki tekneleri daha etkin şekilde pazarlamalarını hedefliyoruz.
Bunun yanında Türkiye Turizm Tanıtım ve Geliştirme Ajansı (TGA) iş birliğiyle yabancı yatçılık basınını ülkemize davet ediyor, organizasyon sonrasında teknelerimizle Türk koylarını deneyimlemelerini sağlıyoruz. Böylece Türkiye'nin yalnızca filosunu değil, mavi yolculuk kültürünü ve destinasyonlarını da uluslararası ölçekte tanıtıyoruz.
Bu yıl Kabotaj Kanunu'nun yürürlüğe girişinin 100. yılını kutladık. Kabotaj Kanunu’nun Türk denizciliği ve yatçılık sektörü açısından taşıdığı stratejik önemi nasıl değerlendiriyorsunuz? Özellikle yabancı bayraklı yatlara yönelik son mevzuat düzenlemelerinin sektör üzerindeki etkileri hakkında görüşlerinizi alabilir miyiz?
Kabotaj Kanunu, milli filomuzun korunması açısından son derece stratejik bir düzenlemedir. Geçmişte yabancı bayraklı tekneler oldukça düşük maliyetlerle Türkiye'de ticari faaliyet gösterebiliyordu. Yapılan düzenlemelerle birlikte Türk ticari yat işletmelerinin rekabet gücünü korumak amacıyla 39 metre altındaki yabancı ticari yatların Türkiye'de yolcu taşıması ve ticari faaliyet yürütmesi yasaklandı.
39 metre üzerindeki tekneler ise belirlenen lisans bedellerini ödeyerek faaliyet gösterebiliyor. Son dönemde Ulaştırma ve Altyapı Bakanlığımız bu uygulamada bazı güncellemeler yaptı ve özellikle büyük yat segmentine yönelik daha dengeli bir düzenleme oluşturdu.
Filomuzda 50 metre üzeri yat sayısı çok yüksek olmasa da bu segmentte Türkiye'yi tercih etmek isteyen yüksek gelir grubundaki misafirleri ülkemize çekebilmek adına sektörün gelişimini destekleyecek yeni düzenlemelerin önemli katkılar sağlayacağına inanıyoruz.
Türkiye Denizcilik Zirvesi, kamu kurumlarını, sektör temsilcilerini ve uluslararası paydaşları aynı platformda buluşturdu. Sizce bu tür organizasyonlar sektörün ortak vizyon oluşturması, kamu-özel sektör iş birliğinin geliştirilmesi ve Türk denizciliğinin geleceğinin şekillendirilmesi açısından nasıl bir rol üstleniyor?
Bu tür zirveler sektörün tüm paydaşlarını aynı platformda buluşturması açısından büyük önem taşıyor. Kamu kurumları, uluslararası temsilciler, sektör profesyonelleri ve akademi arasında güçlü bir bilgi paylaşımı ve fikir alışverişi ortamı oluşuyor. Aynı zamanda Türk denizciliğinin Kabotaj Kanunu'nun yürürlüğe girdiği 1926 yılından bugüne kadar nasıl bir gelişim gösterdiğini değerlendirme fırsatı buluyoruz.
Bugün Türkiye, yat inşa sanayisinde İtalya'nın ardından dünyanın ikinci büyük üreticisi konumunda. Hollanda, Almanya, İngiltere ve Amerika gibi önemli ülkelerin önünde yer alıyoruz.
Bu başarının arkasındaki en önemli itici güçlerden biri ise ticari yatçılık sektörümüz ve Halikarnas Balıkçısı'nın öncülüğünü yaptığı mavi yolculuk kültürüdür. Teknelerimizde unutulmaz deneyimler yaşayan pek çok misafir, ilerleyen süreçte kendi yatlarını inşa ettirerek Türkiye'deki yat inşa sanayisinin gelişimine dolaylı katkı sağlamıştır. Yaklaşık yarım asırlık bu süreç, bugün ülkemizi dünyanın en güçlü yat üreticilerinden biri haline getirmiştir.
Son olarak, sektör temsilcilerine ve deniz tutkunlarına iletmek istediğiniz mesaj nedir? Türkiye yatçılığının geleceğine ilişkin beklentilerinizi de paylaşır mısınız?
Denizi daha fazla sevelim ve deniz turizmini daha fazla deneyimleyelim. Teknede tatil, doğayla iç içe olmayı, özgürlüğü ve farklı destinasyonları aynı anda sunan, benzeri olmayan bir deneyimdir. Tüm deniz severleri Türkiye'nin eşsiz koylarını teknelerimiz ve guletlerimizle keşfetmeye davet ediyoruz.
Tüm Yat İşletmecileri, Brokerları, Yatırımcıları ve Acenteleri Derneği (TYBA) Başkanı Serhan Cengiz
Bültene Kaydol
Gelişmelerden haberdar ol
İlgili İçerikler
“Güvenli Seyir İçin Personel Yapısı Değerlendirilmeli”
Silivri açıklarında “Tuğberk İmamoğlu” ve “Alsu” isimli ticari gemilerin çarpışmasına ilişkin soruşturma kapsamında hazırlanan ön bilirkişi raporunda, her iki gemi ve kaptanları açısından çeşitli kusur tespitleri yer alıyor. Uzak Yol Kaptanı Tuna Bekoğlu, ön bilirkişi raporuna dair değerlendirmelerini Sea Business World dergisiyle paylaştı. Bekoğlu, geminin güvenli seyir için yeterli personelle donatılmamasına dikkat çekti.
Yazar: Eda GEDİKOĞLU
14 Eki 2026
“Kazanın En Büyük Nedeni Son Dakikadaki İletişimsizliktir”
Girne’de yaşanan katamaran kazası ve Silivri açıklarında meydana gelen gemi çatışması, denizcilik sektöründe güvenlik, iletişim, eğitim ve denetim konularını yeniden gündeme taşıdı. Kazaların ardından kamuoyunda özellikle kaptanların kararları tartışılırken, olayların yalnızca son anda verilen kararlar üzerinden değerlendirilmemesi gerektiğine dikkat çeken Uzak Yol Kaptanı Mehmet Murat Sarılar, deniz kazalarının arkasındaki tüm dinamiklerin birlikte ele alınması gerektiğini vurguluyor. Sarılar ile kaptanlık mesleğinin sorumluluklarından köprüüstü yönetimine, teknolojinin kullanımından denizcilik eğitimine, armatör baskısından otorite ve denetim mekanizmalarına kadar kazaların önlenmesinde belirleyici olan pek çok başlığı konuştuk.
Yazar: Eda GEDİKOĞLU
14 Eki 2026
“Kazalarda Sadece İnsan Hatasına Değil, Hatanın Arkasındaki Kök Nedene Bakmalıyız”
Girne ve Silivri’de yaşanan iki farklı deniz kazası, denizcilikte seyir güvenliği, köprüüstü yönetimi, insan faktörü ve karar alma süreçlerinin önemini bir kez daha gündeme taşıdı. Kazaların ardından ortaya çıkan değerlendirmeler, yalnızca son anda verilen kararların değil; personel yeterliliği, vardiya düzeni, iletişim, işletme politikaları ve sistemsel eksikliklerin de birlikte ele alınması gerektiğini gösteriyor. Bu kapsamda, KTÜ DUİM Mezunları Derneği Yönetim Kurulu Başkanı ve QSM Global Kurucu Ortağı Kaptan Orhan Kasap ile iki kazanın oluşum süreçlerini, kaptan ve işletme sorumluluklarını, köprüüstü organizasyonunu ve denizcilik sektörünün bu olaylardan çıkarması gereken dersleri konuştuk.
Yazar: Eda GEDİKOĞLU
14 Eki 2026